19 Şubat 2012 Pazar

Dün bugündür, bugünse yarın…



Hani bir söz vardır; “Yaşam 3 gündür, dün, bugün ve yarın. Dün gitti, yarının geleceği meçhul o zaman bugünün kıymetini bilmek lazım.” Bir yönüyle olumlu çağrışımlar getirse de önemli bir yönüyle bilinçdışındaki kavramlarımızı yaralaması açısından hep tehlikeli görmüşümdür bu sözü. Uzun bir yaşamın anlık fotoğraf karelerine sıkıştırılması ve dolayısıyla bütünün kaybedilmesi gibi riskler taşır. Önemlidir bütünü görmek. Aynen bir yapboz yapar gibi, çıkacak resmi bilmezseniz ne planlama yapabilirsiniz ne de bir adım atabilirsiniz sonucu görmek adına.
Bu sözün karşısına, bir dizi sloganı da olsa hoşuma giden bir başka sözü oturttum. “Bugünün hikâyesi geçmişte yazılır.” ,diyor senaristler. Güzel de diyorlar bence. Biraz daha ilerlersek bugün geleceğin hikâyesini yazdığımızı çok rahat söyleyebiliriz.
Birbirine karmaşık bağlarla bağlanmış dönemler bütünüdür hayat. Sınırlarını belli edemezsiniz. “İşte tam burada değişti her şey”, demek çok zordur çoğu zaman. Ama zaman içinde dönüp baktığınızda, sürekli bir gelişim ve değişim gözlemleriz hayatta. Olan her şey bir öncesinde olanların sonucudur ve yine olan her şey bir sonrasında olacakların sebebidir. Karenizin kenarlarını büyüttükçe bazı anlamsızlıkların anlam kazandığını görürsünüz. Taşlar yerine oturmaya başlar.
Hayata bakışımızı böyle bir çerçeveye oturttuğumuzda esasında her şeyin bir öğrenme süreci olduğunu görürüz bir zaman sonra. Olan her şey olup bitmiştir. Geri döndürülemez. O zaman olanlardan bir şeyler öğrenmek gibi faydacı denebilecek bir tavra bürünmektir güzel olan.
Bu bakışın en acı taraflarından biri de kare büyüdükçe bildiğimizi düşündüğümüz şeylerin yanlışlanması duygusunu yaşamaktır. Çok yıkıcıdır ilk başta, ama sonrasında bilmekten öte gördüğünüz bazı şeylerin doğrulanmasının keyfini yaşamaya başlarsınız.
En önemli adımdır insanın acziyetini bilmesi. Yine bir film repliği, “En sevdiğim günah; KİBİR” (Şeytanın avukatı, Al Pacino). İnsanın zayıflığını bilmesidir hayata yapıcı bakmasını sağlayan, hani Mevlana da diyor ya bir yerde, “Akıl yıkıcıdır” diye. Acziyetini bilen insanın alıcıları açıktır. Öğrenmeye açtır çoğu zaman. Kibirli insan ise sözüm ona her şeyi bilir. Ona öğretebileceğiniz bir şey yoktur.
Doğadaki her şeyde olduğu gibi sıkıntı insanın da içindeki özü ortaya çıkarır. Acziyet sıkıntıyı çağırır. Kibir insanın etrafına duvarlar örer. Öyle ki bir gün kendisi bile kendini bulamaz hale gelir.
Düne bugüne ve yarına bir bütün olarak bakmaktır aslolan. Bakarken de acziyet gözlüklerini takıp kibir duvarlarını aşmak gerekir.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa