Dün bugündür, bugünse yarın…
Hani bir söz vardır;
“Yaşam 3 gündür, dün, bugün ve yarın. Dün gitti, yarının geleceği meçhul
o zaman bugünün kıymetini bilmek lazım.” Bir yönüyle olumlu çağrışımlar
getirse de önemli bir yönüyle bilinçdışındaki kavramlarımızı yaralaması
açısından hep tehlikeli görmüşümdür bu sözü. Uzun bir yaşamın anlık
fotoğraf karelerine sıkıştırılması ve dolayısıyla bütünün kaybedilmesi
gibi riskler taşır. Önemlidir bütünü görmek. Aynen bir yapboz yapar
gibi, çıkacak resmi bilmezseniz ne planlama yapabilirsiniz ne de bir
adım atabilirsiniz sonucu görmek adına.
Bu sözün karşısına,
bir dizi sloganı da olsa hoşuma giden bir başka sözü oturttum. “Bugünün
hikâyesi geçmişte yazılır.” ,diyor senaristler. Güzel de diyorlar bence.
Biraz daha ilerlersek bugün geleceğin hikâyesini yazdığımızı çok rahat
söyleyebiliriz.
Birbirine karmaşık
bağlarla bağlanmış dönemler bütünüdür hayat. Sınırlarını belli
edemezsiniz. “İşte tam burada değişti her şey”, demek çok zordur çoğu
zaman. Ama zaman içinde dönüp baktığınızda, sürekli bir gelişim ve
değişim gözlemleriz hayatta. Olan her şey bir öncesinde olanların
sonucudur ve yine olan her şey bir sonrasında olacakların sebebidir.
Karenizin kenarlarını büyüttükçe bazı anlamsızlıkların anlam kazandığını
görürsünüz. Taşlar yerine oturmaya başlar.
Hayata bakışımızı
böyle bir çerçeveye oturttuğumuzda esasında her şeyin bir öğrenme süreci
olduğunu görürüz bir zaman sonra. Olan her şey olup bitmiştir. Geri
döndürülemez. O zaman olanlardan bir şeyler öğrenmek gibi faydacı
denebilecek bir tavra bürünmektir güzel olan.
Bu bakışın en acı
taraflarından biri de kare büyüdükçe bildiğimizi düşündüğümüz şeylerin
yanlışlanması duygusunu yaşamaktır. Çok yıkıcıdır ilk başta, ama
sonrasında bilmekten öte gördüğünüz bazı şeylerin doğrulanmasının
keyfini yaşamaya başlarsınız.
En önemli adımdır
insanın acziyetini bilmesi. Yine bir film repliği, “En sevdiğim günah;
KİBİR” (Şeytanın avukatı, Al Pacino). İnsanın zayıflığını bilmesidir
hayata yapıcı bakmasını sağlayan, hani Mevlana da diyor ya bir yerde,
“Akıl yıkıcıdır” diye. Acziyetini bilen insanın alıcıları açıktır.
Öğrenmeye açtır çoğu zaman. Kibirli insan ise sözüm ona her şeyi bilir.
Ona öğretebileceğiniz bir şey yoktur.
Doğadaki her şeyde
olduğu gibi sıkıntı insanın da içindeki özü ortaya çıkarır. Acziyet
sıkıntıyı çağırır. Kibir insanın etrafına duvarlar örer. Öyle ki bir gün
kendisi bile kendini bulamaz hale gelir.
Düne bugüne ve yarına
bir bütün olarak bakmaktır aslolan. Bakarken de acziyet gözlüklerini
takıp kibir duvarlarını aşmak gerekir.

0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa