19 Şubat 2012 Pazar

Ortadaki gerçek, gerçeğin gerçekten geri döndüğü.



Mitoloji, mistizm, kadim bilgi ne dersek diyelim eskiden gelen her şey hep ilgimi çekmiştir. İnsani eklentilerle abartılmış yönlerinin olduğu kesin olsa da bunların içinde hep bir gizemin olduğuna inanmışımdır. “Kadim bilgi” belki de cazip gelmiştir. Hz. Adem’den bu yana bir takım gerçeklerin insanla birlikte karışarak garip bir forma dönüştüğünü düşünürüm. Az ya da çok içindeki gerçekliğin fark edilebilmesinin ise birçok kapının açılmasına araç olacağına inanırım.
 

En son kehanetlerden biri de 2012 malum olduğu üzere. Birçok şey söyleniyor, kimileri fiziksel felaketler süreci bekliyor. Fiziksel bir yok oluştan bahsediyor. Kimileri daha farklı şeyler bekliyor.

Bense daha sosyal bir yok oluş bekliyorum açıkçası. Zaten dünyadaki gelişmeler de bunun ipuçlarını veriyor gibi. Kapitalizm finansal boyutuyla geri döndürülemez bir çöküş içinde. Kapitalist mantığın bu dünyaya getirdiği en önemli bela, insanın temel güç noktası olarak kendini görmesi. İnsandan başka güç tanımayan bir sistem. Karşısında ne var? Yok saydığı ne? Belki cevap çok keskin ve iddialı ama bence Tanrıyı yok saymaya çalışıyor. Din kavramını bireysel bir ritüele indirgeyerek Tanrıyı küçük insan bünyesine hapsetmeye çalışıyor. Ama beceremiyor? Hatta ve hatta komik duruma düşüyor.
Tüm dinlerin temel ilkelerine baktığınızda insan ve tanrı arasındaki kulluk ilişkisinin ötesinde çok ciddi bir boyutta beraber yaşamaya ilişkin kurallar vaaz edildiğini görürsünüz. Açıkçası Tanrı diyor ki “Sizi ben yarattım, ne halt olduğunuzu biliyorum, bu yüzden şunlara şunlara dikkat edin, yoksa birbirinizi yersiniz.”  Tabi ki haklı çıkıyor sonuç itibarıyla. Birileri ne kadar “Biz başımızın çaresine bakarız” demeye getirse de komiklikten ve trajediden başka bir şey çıkmıyor ortaya.

Dedik ya finans boyutu çöktü diye, şimdide bu anlayış sistemi çöküş içinde. Kapitalizm sosyopsikolojik olarak çöküyor. Bu çöküşte batan şirketler görmeyeceğiz. Ama batan bireyler göreceğiz. Çöken asil aileler göreceğiz. İnanç sistemlerini kaybetmiş ve yanıldığını anladığında geri dönülemez noktada olduğunu fark eden ve daha da çöken insancıklar göreceğiz.

Bireyi var etmekten çok toplumu var etmeyi ve toplumun bireyi korumasını sağlayan bir anlayış geliyor. Her şeye gücünün yetmeyeceğini, düzenini birilerini ezme üzerine kurarsa bir gün kendisin de ezileceğini gören insanların düzeni. Tüm bunları yaparken bir gün bana da yaparlar korusundan öte, olması gerekenin bu olduğuna inanmış insanların düzeni. Hani hep deriz ya çocuklara öğretilecek şey Allah korkusu değil, Allah sevgisidir diye. Öyle bir şey işte. İnsanı seven ve insanlığı ön plana çıkaran insanların düzeni. Tüm dünyada kendini gösteren muhafazakarlaşma da bunun işaretçisi bir ölçüde. Bunu suistimal etmeye çalışan kitlelerin varlığı da yadsınamaz bir gerçek. Ama daha yadsınamaz bir gerçek şu ki hakikat bir gün mutlaka gelir ve koltuğa oturur. Avesta böyle der sonunda.

2012 bir çağın sonu, foton çağının başlangıcı. Artık kim nasıl algılarsa algılasın. Ortadaki  gerçek,  gerçeğin gerçekten geri döndüğü.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa